Kategorilerim
27 01 2012

blogcuyu boykata varmısınız

blogcuyu boykata varmısınız |  görsel 1

  BU LOGOYU BLOGUNA KOYAN ARTIK BLOGCU DUZELENE KADAR YAZI YAZMASIN ARKADAŞLAR   Bugun boykot vakti blogcu tek tip insan istergibi blogları tek tip yaptıya artık yazılarıma ara verdim , kendini bir an olsun özgürlükçü ve haksızlıga karşı bir nepze olsun boyun eğmem diyorsanız, bu gifi blogunuza atın ve yazıya ara verin  HAYDİ BUGUN BOYKOT VAKTİ http://bulentmenekse.blogcu.com/ Kaynak : bulentmenekse.blogcu.com Kaynak : naliya.blogcu.com Kaynak : fundasarikayayilmaz.blogcu.com ... Devamı

25 01 2012

..Blogcuya..

Siz bildiğinizi okumaya devam edin. Sanki sizden başka blog sitesiyok !!!!     http://my.opera.com/mavilimx/blog/ artık kesin karar kıldım yeni adresim:) Daha da gelmem Davos'a pardon blogcuya :PpPp Devamı

25 01 2012

..Hayrettinden İnciler..

-Arkadaşımmmmmm. Sen sen ne yapıyorsun ya? Yoo sen arkadaşım değilsin ama o bitanedir ya. Sen olsan olsan kolaycı olursun evet evet kolaycı. -Buyurun beyfendi ben blogcu. Ne arzu ederdiniz? -Ne yapıyorsunuz siz ya? Sen hiç mi bizi kale almıyorsun? İstemiyoruz diyoruz ne diye illa yapcaz da yapcaz diyorsun? -Hangi konudan bahsediyorsunuz beyefendi? Biraz daha açıklayıcı olur musunuz? -Haa bak bir de herşey güllük gülistanlık mış gibi konuşmuyor mu? Ya hu neden kaldırıyon şablonları? Neden tek bir düzene uyduruyon insanları? -Beyfendi reca ederim sakin olunuz. Ayrıca yenilik güzel bir şeydir. -Yahu sen şuna işin kolayına kaçıyorum desenize. Uğraşmak zor geliyo. Böylesi daha kolay. Banane milletin ne umursadığından desenize -Aaa olur mu beyfendi. Biz blogcu ailesi olarak sizin dileklerinizi en büyük önceliğimiz olarak belirliyoruz. -Ya bir git. Bozacam ağzımı şimdi. Arkadaşım valla tutma beni. Dur bırak rahat dur gelsene sen buraya kolaycı -Beyfendi lütfen napıyorsunuz aaa ama olmaz ki. Neden vuruyorsunuz? -Bak ya bir de daha soruyor al sana al sana al al al al....   Devamı

25 01 2012

..Umursamamak..

..Umursamamak.. |  görsel 1

Nasıl bir duygudur ki umursamamazlık? En azından insanlar arasındaki umursamamazlık. Birilerini umusamamak. Sonuçta hepimiz bir şeyleri umursamayız da. Nasıl bir duygudur yapman gerekeni yapmayıp, bunun üstüne bir de umursamaz olabilmek? Nasıl bir duygudur düşmüşü görüp de, umursamaz kalabilmek? Nasıl bir duygudur gözü yaşlı birini arkana bile bakmadan geride bırakmak? Daha doğrusu nasıl bir insanlıktır? Ya da nasıl bir karakterdir? Umursamamak mıdır bu yoksa acımasızlık mı? Umursanmayan insan yerine çok konuldum da. Acaba hiç umursamayan olabildim mi? Yapmışımdır sanırım. Hayatımın bir döneminde, kendimde olmadığım bir anda, mutlaka yapmışımdır hatalar. Bazen bile bile de yapmışımdır elbet. Ben mükemmel değilim çünkü. Ben hata yapmam, ben güzelim, ben süperim, ben özelim diyenlerden değilim ben. Kusurlarım mevcut bolca. Hiç de uğraşmam saklamaya. Mesela ben salağımdır güven konusunda. Kusur mudur bu? Bu dünya da böyle sanırım. Hayatın acımasız olduğu bir yerde sen daha fazla acımasız olacaksın ki mutlu olabilesinin hüküm sürdüğü bir dünya da güven saçmak bir kusurdur. Dünya'nın bir bölgesinde insanlar içecek temiz su bulamazken ben burda yiyebiliyorsam bazen hiç umursamadan bol bol. Kusurdur bu benim gözümde. Daha fazla saymayım en iyisi, kendimden daha fazla nefret etmeden önce. Peki ya aşkı umursamadan yaşamak güzel midir gerçekten? Sokak ortasında hiç umursamadan öpüşebilmek mesela? Ya da kalabalık bir yerde avazın çıktığı kadar sevdiğini haykırabilmek? Umursamamanın nedense kötü bir izlenimi mevcut bende. Peki iyi şeyler içinde kullanılabilir mi bu aşk ta olduğu gibi? Yoksa o da mı kötüdür aslında? İnsanların senin hakkında düşündükleri veya? Sen ne kad... Devamı

24 01 2012

..Yorumsuz..

..Yorumsuz.. |  görsel 1

Devamı

24 01 2012

..Filmler ve Ben..

..Filmler ve Ben.. |  görsel 1

Enya-Only Time'ı dinleyince geldi aklıma. Ahh şu filmler Ahh. Tüm suç onlarda aslında. Ama ben ne yapayım bu kadar güzel işlerlerse bir duyguyu, bu kadar kötü bir ortamda güzel şeyler sunarlarsa bende dalarım içine hiç düşünmeden. Tabi Only Time ve film deyince izleyenler bilir Sweet Nowember filmini. Gerçi film diyincede ne kadar çok film var böylesine yoğun aşk işleyen bir diğeri örneğin Autumn in New York, Titanic veya City of Angels. Ama benim ilk filmim tabiki Romeo & Juliet. Asla unutmayacağım ve her daim izini taşıyabileceğim bir film. Bunlar için klasikleşti de diyebilirim sanırım eskilerde kaldılar biraz ama benim için yeri doldurulamazlar. Gerçi daha çok var film de say say nereye kadar öyle değil mi? Aslında Türk filmleri de son dönemlere damga vuran aşk filmleri yapmaya başladılar. Issız Adam, Aşk Tesadüfleri Sever, İncir Reçeli gibi. Ama neden bilinmez belki işlediği konunun yaşamak istediklerime benzerliğinden dolayı mıdır , Aşk Tesadüfleri Sever 1 numaraya yerleşti bende, tahtını sarsacak bir filmin de olacağını hiç sanmıyorum. Filmler güzel olunca tabi şarkıları da ayrı bir güzel oluyor. Only Time ile başlamıştık öyle değil mi? City of Angels'ın müziği olan Alanis Morisette - Uninvited şarkısı da favorilerim arasındadır. Dönersek Issız Adam'a onun müzikleri zaten filmi bu kadar ön plana çıkardı gibime geliyor. Hepsi özenle seçilmiş, sanki film o müzikler etrafında kurgulanmış gibiydi. Ama gene de Aşk Tesadüfleri Sever'de çalan Şebnem Ferah - Hoşçakal şarkısı eskiden de bilirdim o şarkıyı ve çok severdim ama benim için ayrı bir süpriz oldu. Tabi birde en azından kendime özgü olduğunu düşündüğüm uzakdoğu filmleri var. Özellikle  Güney Ko... Devamı

23 01 2012

..Blogcuya..

..Blogcuya.. |  görsel 1

Sende mi ya hee sende mi yapıyorsun bunu? Bir sen vardın güvendiğim sende mi kafana eseni yapacaksın. Hiç umursamayacak mısın sana kıymet verenleri? Sendemi vefasız sevgililerden olmaya karar verdin. Sende mi duymayacaksın sesimizi? Sanadır bu tepki yazısı. Gerçi boşa yazdığımı bilsemde. Eyy sen blogcu bırak bloglama bizi. Biz iyiydik böyle. Kim dedi sana değiş diye? Devamı

23 01 2012

..Her Şey Sen..

..Her Şey Sen.. |  görsel 1

Vay be arkadaşım. Demek yine unuttun beni he. Bende bekliyorum ortaya karışık yapacak diye. Bana bir şeyler diyecek de bende başlayacam konuşmaya diye bekliyorum deminden beri. Adam yazdı yazıyı noktayı koydu kalktı gitti. Kala kaldım öyle sevgili sevgili diye diye gene unuttu dünyasını. Bekliyorum belki çay alıp gelir de devam eder beni de ekler diye yok. Ne gelen var ne giden. Sonra gittim bir baktım ki oturmuş mutfakta koymuş çayını bi tane de sigara yakmış öyle oturuyo. Eee tabi tepem attı onu öyle görünce. Sen misin bunu yapan, sen misin beni unutan diyerekten kaptığım gibi bilgisayarı başladım şikayetlerimi peşi sıra sıralamaya. Sen beni eski benle karıştırma sakın arkadaşım. En başta benim bir ismim var artık tamam mı? Öyle görmemezlikten geliyim işte, bir süre konuşmazsam gider falan diye düşünme. Artık benden kurtuluşun yok bir kere. Seni başı boş bırakmaya gelmiyor zaten. Hani kız olsan diyecem bu gidişle ya davulcuya ya zurnacıya diyede valla seni bırakırsam eğer bu sefer işin sakat. O yüzden hiç boşuna bekleme gidecek diye. Ben artık senin mantığının sesi olacam. Gerekirse kafana vura vura gösterecem bazı şeyleri. Zaten bir kaç gündür bir garip öyle dolanıyo boş boş, aşık da olmadı ki anlamadım. Bir tane de kitap almış eline Sen ve Ben diye okumaya çalışıyo, Hep Süheylanın suçu :) [Şakacıktan Tabi:)] gerçi rahat bırakmıyorum içimden bir ses o kitabı okursa iyice uçacakmış gibime geliyo ama dur bakalım ne olacak. Gidişat pek hayra alamet değil... -Arkadaşım alooo. Bana da bir çay getir be. Hem gel gel bak ne dicem sana :) -Hayrettin? Ne yapıyorsun? Ben seninle konuşmadan sen konuşmazdın benimle hayırdır? -Hayır hayır. Bir gün alacam elime bir sopa görecen hayırı sen de neyse. Bak şimdi arkadaşım söyleyeceklerimi iyi dinle. Hani bir söz vardır ya her gördü... Devamı

23 01 2012

..Uzat elini..

..Uzat elini.. |  görsel 1

Sevgili günlük. Bugün günüm... diye başlayasım geldi bugün. İyice günlüğe çevirdim bloğu. Her gün bir yazı yazmazsam rahat edemiyorum. Hüzün bulutlarım hala dönmedi geri. İyi bir şey olsada ne yazsam diye düşünüyom kara kara. Dün gece yine yastığa koyunca başımı aklıma geldiydi bir şeyler. Şimdi düşün ki hatırlayabilesin. Hayrettin'e mi sarsam acaba. Önce bir çayım olsun ya belki ondan sonra. Yine sevgiliye mi seslensem acaba. Hmm bugün ortaya karışık bir şeyler çıkartmaya mı çalışsam? Acaba nasıl olur ki dur bi deneyelim. Eğer saçma gelirse silerim artık. Sevgili sevgili. Benim günlüğüm gibi oldun zaten. Yapacak bir şey bulamadıkça sana sesleniyorum. Neyse ama ben sana kırgınım biliyor musun bugün? Neden mi? Çünkü bana hiç cevap vermiyorsun sevgili. O kadar sesleniyorum sana. O kadar soru soruyorum. Ama senden yanıt yok. Neden? Yanıtı veriyorsun da içinde mi saklıyorsun yoksa? İyi ama bana yazık değil mi? Cevabı isteyen benim. Seni bulmak istesemde nerden başlayacağımı bilemiyorum be sevgili. Kime sorsam ki seni? Kimde arasam? Şu an hangi bedendesin acaba? İlk önüme çıkana sorsam sen olabilir misin acaba? Aslında sorabilirim bir kişiye. O mudur acaba? Ya değilse? Peki ya oysa? Off çok kararsız kaldım şimdi. Yoksa beklemeli miyim biraz daha? Peki anlayabilir miyim acaba onun sen olduğunu? Bulamazsam kızma bana ben yeteneksizim dedim ama öyle değil mi? Hem seni bulma yeteneğine sahip olsam, bekler miydim bugüne kadar? Bana bir yol göster be sevgili. Yolu geçtim sadece bir kapı aralığı aç. Uzun süredir karanlık dünyam. En azından biraz ışık girsin dünyama senden gelen. Biraz yolumu bulmamda yardımcı ol. Sadece minicik bir umut gönder bana. Geri kalan her şeyi ben halledebilirim güven ba... Devamı

22 01 2012

..Kaç Kez Karşılaştık Sevgili..

..Kaç Kez Karşılaştık Sevgili.. |  görsel 1

Söylesene sevgili hiç karşılaştık mı çocukken biz? Hiç birlikte oyun oynadık mı? Ailelerimizin zoruyla gittiğimiz yabancı bir evde bir araya geldik mi hiç? Üzerinden çok uzun zaman geçtiği için unuttuğumuz ama birbirimizi daha o günden sevmeye başladığımız bir anımız oldu mu? Belki de birlikte büyüdük habersiz. Belki de aynı okulda farklı sınıflardaydık. Belki ilk kez bir simit kuyruğunda yakınlaştık, birbirimizi görmemizi engelleyen aramızda bir kaç kişi vardı sadece. Belki de büyüdük birbirimizi hiç görmeden. Bir otobüs durağında denk geldik belki de ilk kez. Yan yana dakikalarca bekledik. Ben belki de göz ucuyla baktım sana, sen benden habersiz binerken otobüse. Belki de bir kitapçıda karşılaştık ilk kez, aynı kitabı arayıp, bulamadığımız bir günde. Sen bir ucundayken kitapçının, ben diğer bir ucundaydım. Aynı siparişi verdiğimiz bir cafede oturduk belki de ayrı masalarda. Belki de kim olduğuna bakılmaksızın "Merhaba" denilen bir sergide karşılaştık ilk kez. Belki de biz çoktan merhabalaştık. İlk kez göz göze geldiğimizde sustuk belki de, hiç konuşmadık kalplerimizin aksine. Onlar birbirlerine seslenirken, kelimelerle boğulurken biz susmayı seçtik sebepsizce. Belki bir telefon ile konuştuk ilk kez. Yanlış bir rakam sonucu ulaşılan kişiydik. Belki de her günün sabahı karşılaştık, belki de her eve dönüşte farklı yönlerden gelip farklı yönlere giderken aynı kaldırımda yürüdük birbirimizden habersiz. Belki de... Devamı