Kategorilerim
01 01 2012

..Kusuruyla Sev..

Değersizleştirdiler aşkı. İki günlük eğlenceleri yaptılar. Mecnun bile utandı aşkından. Dünya düzeni dediler ve en değerli şeyi yerin dibine soktular. Kendilerini kusursuz gösterdiler. Belki de onları biz kusursuz sandık. Çünkü içlerindeydi kusurları görünmüyordu. Görünmeyen bir şey ise yoktur diye kandırdık birbirimizi. Gerçek bile olmayan güzellikleriyle aklımızı başımızdan aldılar. Vücutlarını sergileyerek aşkı kullandılar. Kusursuz insanın olmadığını hatırladığımızda ise artık çok geçti. Onlar bizden alacaklarını almış, bize çoktan yol vermiş, bir başkasını kendilerine aşık etmişlerdi bile. Biz ise pişmanlıklarımızla kaldık baş başa. Bunu ben yaptım, sen yaptın. Başkası değil. Değersize değer vererek bu suçu işledik. İnsanı kusurlarıyla sevdiren aşkı, kusursuz görünenlere kaptırdık. Kusurlu insanları sevme dedi bu düzen bize. En büyük hatayı da bu düzene inanarak yaptık ya zaten. Kusuru görüneni sevmek, onun kusurunu sevmek. Her insanın kusuru var aynı zamanda güzellikleride. Kusursuz görünenlerin kusurları içlerindeyken, tehlikeliyken. Kusuru görünenlerin, güzellikleri görünmez... Devamı

01 01 2012

..Hayalini Kurduğum Aşkımadır Bu Yazı..

Nasılsın bensiz? Nerelerdesin? Ben mi? Ben hala aynıyım, yaralar aldım, seni bulacağım güne kadar kendimle kaldım. Hayatı öğrenmeye çalıştım. Doğrularımı, yanlışlarımı hep gözden geçirdim. Seni mutlu etmenin yollarını bulmakla geçti yıllarım. Bunun içindi tüm çabalarım. Şu an ise seni seçmeye karar verişimin 15. yıl dönümünü kutluyorum. Yine sensiz olarak tabiki. Bir 15 yıl daha bekletecek misin beni? Yoksa yeterince iyi olamadım mı senin için. Daha mı çok çabalamam gerekiyor sana kavuşmak için. Yoksa sende yanlış yerlerde mi arıyorsun beni. Yoksa karşıma çıkmaya karar verdinde bana mı söylemiyorsun.Hiç duymadın mı fazla naz aşık usandırır sözünü. Ama bilirim ki kız dediğin biraz nazlı olur. Ben seni her halinle kabul etmeye karar verdim daha ilk gün. Ne kim olduğunu sorguladım, ne de nasıl göründüğünü. Çünkü ben ruhuna bağlandım sessiz sedasız, kalbine dokundum. Kim umursarki gerisini. Hatalarınla, günahlarınla çık karşıma. Ben seni pürüzlerinle, kusurlarınla sevdim. Kusursuz insan zaten yoktur bu dünyada. Biliyorum ki sende benim hissettiklerimi hissediyorsun. Sende bana dokunuyorsun hayallerinde. Sadece görmedin daha, benim seni görmediğim gibi. Belkide gördük farkedemedik kalabalık bu dünyada. Ne olursa olsun bekle beni aşkım, benim seni beklediğim gibi. Son nefesimde bile kavuşamazsam sana belki mezarlarımız yan yana olur... Devamı

01 01 2012

..Hayati Yol..

Bir gün düşersin yollara, hiç durmamacasına yürürsün, dünyanın sonuna ulaşmaya çalışır gibi. İlk zamanlar zorlansada bu yolda gün geçtikçe hızlanırsın. Yaşarsın hayatı. Bazen yalnızsındır, bazen ise birileri olur yanında. Yolların kesişir bazı insanlarla. Birlikte yürümeye devam edersin. Önündeki yol o kadar uzundur ki sonu asla görünmez. Sonunun ne zaman geleceğini ise kimse bilemez. Az önce yolunun kesiştiği insanlar bir anda farklı bir yola sapıverir. Anlam veremezsin nereye gittiklerini. Bazen de sen yol değiştirmek istersin, yalnız bırakırsın birlikte yürüdüklerini. O yol acı doludur, mutluluk dolu, bazen hüzün bazen ise heyecanlarla dolu. Gözyaşlarının tebessümlere karıştığı, bir kısmı engelebeli olsada düzlükleri de olan bir yol. Çoğu zaman öyle kaptırırsın ki kendini yürümeye, neden yürüdüğünü bile düşünmezsin. O yol sana ne sunuyorsa ona razı olursun. Hiç düşünmezsin aslında herşeyin kendi elinde olduğunu. O yol sana seçimler sunar seçim yapma şansının olduğunu farkedemeden. Çevrene bakınırsın, başkalarına kulak verirsin. Onlar ne seçtiyse sende onu seçersin doğruluğunu hiç tartmadan. Her adım atışında biraz daha değişirsin, farketmezsin bunuda çoğu zaman. Yaşamını şekillendirdiğin doğruların başkalarının olduğunu anlayamazsın ya da anlamak istemezsin. Belki anlarsın da çoğunluk böyle ise bu doğrudur diye kendini kandırırsın. Artık bu yolun bitmeyeceğini, sonsuza kadar süreceğini düşündüğün bir anda bir sonraki adımında sonu olmayan bir uçuruma geldiğini farkedersin. Hayatın gözlerinin önünden geçip gider. Yaşadıkların, pişmanlıkların, mutlulukların, hüzünlerin, sevdiklerin, sevmediklerin...   ... Devamı

01 01 2012

..Aşk Hayatımın Merkezi..

Hayatın anlamı nedir sorusunu ilk sorduğumda 14 yaşındaydım. Aslında sorduğum soru da tam olarak bu değildi. Daha çok hayatı anlamı kılan şeyi bulma evresindeydim. İşte o günlerde Romeo ve Juliet'i izledim. Tamamen tesadüf eseri ve izleme şansımın çok düşük olduğu bir yerde izledim ve o kadar etkilendimki. Hayatın ancak böyle bir duygu ile güzelleşeceğine karar verdim. Aşka ait bir çember çizdim içimde ve geri kalan herşeyi onun dışında tuttum. Hedeflerimi buna göre belirledim. Sonradan farkettimki dünya düzenine karşı birşey bu. Herkesin seçtiği yoldan farklı bir yol. İnsanlara bazen kendimi anlatmak istesemde başaramadım. Onlara göre ben sadece bir hayalperesettim. Hayatın kendisi böyle değildi. Bu düzene ayak uydurmaktan başka seçeneğin yok dediler. Bu düzenide para belirler dediler. İlk nefretim o an oluştu işte. Aşkı ne kadar sevdiysem, paradan da o kadar nefret ettim. Kendime göre doğru bir yoldu bu. Aykırı ama gerçekçi gibiydi. Hayatımı aşkın ne hissettirebileceğini anlamakla geçirdim. Daha doğrusu ne kadar uca gidebileceğimi. Bir insanı ne kadar çok sevebilir bir insan? Ölümüne mi? Bir ömür mü? Onunlayken bile onu özleyerek mi? Bi gün geldi birşey hissettim. Benim için aşk bu olmalı dedim. Hayalini bile sevmek bir insanın, bir ömürü onunla geçirmenin, ne kadar bir süre 50 yıl mı? Bu kadar kısa mı kesinlikle yetmez bana. Bin ömrüm olmalı ki mutlu olabileyim onunla düşüncesi oluştu birden bire içimde ve onunla da yetinemedim. Yetmedi de sonra ölüm geldi aklıma ölümden sonrası, sonsuz yaşam. İşte bu dedim. Ölümden sonra sonsuza kadar onunla olabilmek aşkın tarifi. Benim için bu hayatı anlamlı kılabilecek tek duygu buydu. Öldükten sonra yanınızda götür... Devamı

01 01 2012

..Kavuşamazsan Aşk Kavuşursan Meşk Olur..

Aşk tesadüfleri mi sever incir reçelini mi? Kavuşamazsan aşk, kavuşursan meşk olur demişler ya. Belkide hayatın tek anlamı budur. İnsan sahip olduklarının değerini kaybedene kadar anlamıyor öyle değil mi ve ulaşamadıklarına da büyük bir ilgi duyuyor. Belkide aşk konusunda hepimiz yanlış yapıyoruz. Filmlerden tutunda, efsanelere kadar en büyük aşklar kavuşamayanların değil mi ? Çocukluğumdan beri bir şey duydum. "Herkesin bir ruh ikizi vardır". Buna uzun zamanda inanmıştım. Şimdi gerçek olmadığını düşünmeye başladım. Nedeni ise mutlu insan çok az. Aşkın hali zaten yerlerde artık kimse umursamıyor onu. Herkesin tek derdi önce ekmek parası. Ekmek parası olanın derdi ise ev ve araba. Ona da sahip olanların derdi ise daha çok para. Aslında hepimizin tek sorunu bencil olmak. Masum olan bir insan yok bu dünyada. Aslında hepimiz masum başlarız bu hayata ilk 5 yıl 10 yıl tertemizdir içimiz. Sonra ? İşte ne oluyorsa o sonrasında oluyor. Bir insanın en güzel 20 yılı çoğunlukla benzer şeyleri öğrenebilmek adına kitap aralarında geçer. Çoğu zamanda elle tutulur birşey öğrenemeyiz. Tabi bu dönemde bir yandan da karakterimiz şekillenir ve ne yazıkki çoğumuz bu hayata kurban gideriz. Dünyanın kanunlarını, doğrularını hiç sorgulamadan kabul eder, körü körüne inanırız birçok şeye. Okul evresinden sonra sırasıyla iş, evlilik sonrası o kadar sıradanki. Günümüzdeki evliliklerin yarısının da boşanma ile sonuçlandığını, evlilik programlarının tavan yaptığını düşündüğümüzde işte ruh ikizi denen bir şeyin olmadığı gerçeği çıktı karşıma ya da ortalık öyle bir karıştı ki herkes için doğru insan bir başkasını seçti. Yinede en büyük sorun o bencilliğimizde hep başkalarını suçlarız hatalar karşısında. Bi... Devamı

01 01 2012

..İsteğim Filmlerden İbaret..

  Hayata dair ne çok isteklerimiz var. Küçük bir çocuğun emzik istemesinden tutunda yaşlı bir insanın daha çok yaşamayı istemesine kadar. Hep daha fazlasını istemekten bıkmaz mı bir insan. Bir kez de olsun durup yeterince şeye sahibim daha fazlasına ihtiyacım yok diyemez mi ?  Peki ya bu isteklerimizin bittiği bir an gelirse ? Ölüm mü yaklaştı demektir o zaman? İsteksiz yaşanamaz mı? Hayatta istediği, yıllarca hayalini kurduğu, umutlar bağladığı en büyük hayallerine kavuşmuş bir insan tekrardan ne isteyebilir ki? İstese bile sıradan şeyler olmaz mı? olsada olmasada farketmeyecek şeyler. Hayalleri bitmez sanırım bir insanın. Yaşamak için hayale ihtiyacı vardır ama o hayalin gerçeğe dönüşmesi için bi isteği olmayabilir mi ? En büyük hayalimdi 1 günlüğünede olsa gerçek aşkın nasıl bir duygu olduğunu hissetmek. Gerçekleşti hemde hayatımı alt üste edercesine ama pişman değilim, bunu yaşamamak en büyük pişmanlığım olurdu sanırım. Artık ne istesem boş gibi geliyor. İstemeye yüzüm yokmuş gibi hissediyorum. Ben belkide çok az kişinin hissettiği birşeyi hissettim. Sakın yanlış anlamayın kendimi bi halt sanmıyorum ama ben aşk için yaşadım bu yüzdendir bu duygum gelişti. Hani derler ya görme yetisini kaybedenlerin diğer yetenekleri artar. Daha iyi duyarlar, daha iyi hissederler diye. İşte bende de öyle oldu. Çocukluğumdan beri aşk hariç tüm özelliklerimi kaybetmeyi seçtim ve bu beni bu noktaya getirdi. Zaten seçimler değil midir insanın hayatına yön veren, yaşamını şekillendiren. Bende de böyle oldu. Merak ettiğim nokta ise bundan sonrası için. Aşk için yaşadım, aşkı aradım, mecnunun ne hissettiğini merak ettim. Mecnun olamadım onu biliyorum çünkü hala ben bendeyim. Şimdi ise bir yol ayrımınd... Devamı

04 08 2008

..Herşeyi Yitirmek..

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Küçük bir sandalla açılmışım uçsuz bucaksız denizlere sonumu göremeden arkama dönemeden ilerlemek olmuş tek hedefim. Aşkın okyanusunda başı boş dolanırken şarkıların yol gösterdiğine inanmışım. Filmlerden alıntılar yapmışım onlar nereyi gösterirse o yöne doğru korkusuzca gitmişim. Hayatı böyle tanımış , böyle tanımlamışım. Fırtınalar içinde kaldığımda umudumu hiç yitirmemişim , fırtınanın ardından güneşin doğacağı inancı hep olmuş içimde. Hatta buna o kadar inanmışım ki gerçeği görme gücümü kaybetmişim köleleşmiş , gurursuzlaşmışım. Gözümü o kadar köreltmişim ki yüzlerce hata yapmış durmuşum. Sanki bu hayatımın son fırtınası olacakmış gibi tüm gücümü tüketmiş geriye hiç bir şey bırakmamışım ve gerçek sonunda yüzüme vurduğunda daha her şeyin bitmediği çok daha kötü günlerin beni beklediğini gördüğümde ise acılara teslim etmişim bedenimi. Kolumu kaldıracak bile gücüm kalmamış. Ne yazık olmuş bana ne de inanmışım gerçeği olmayan şeylere her şeyimi yitirmişim… ... Devamı

08 07 2008

..

Her bitiş bir başlangıç derlerdi inanmıştım ama an gelip herşeyin bittiği nokta olduğunu da gördüm bugünlerde. Artık hiçbir inancının , umudunun kalmadığı noktada her şey bitiyormuş demekki. En büyük korkuların gerçekleştiği yermiş burası. Yalnız kalmanın , verilen sözlerin değerini yitirdiği yer. İnandığın her şeyin yalan olduğu bir yer.oysaki daha geçen güne kadar ne umutlarım vardı ne hayaller biriktirmiştim yüreğimde şu an ise koca bir boşluk var yerlerinde. Kocaman bir daha dolması mümkün olmayan bir boşluk. Her inancın her ümidin karşısında mazeretlerde dolu bir hayat yaşadıktan sonra artık neyin ne olduğunu bile umursamaz hale geliyormuş insan. Önceliklerin kaybolduğu bir ortamda pişmanlıkların çoğaldığı , neyi yaşamanın daha güzel olacağı sorusu gelirmiş akla. Geçmişte yaşanılan olaylar tekrardan gözden geçirilir keşkelerle dolarmış düşünmekten yenik düşmüş beyinler. Artık çok geç mi? Bilmiyorum yaşanılan her günün ardından yeni güne umutla bakacak gücüm kalmadığı ortada umut biriktirecek inancım kaldığı ise meçhul aklımdaki tek şey ise nedenler ve keşkeler… Devamı